Sağlık En Yaygın Ruh Hastalıkları

Selçuk ÇAKIRCA

Moderator
Yönetici
Katılım
7 Aralık 2017
Mesajlar
101
Beğeniler
12
Puanları
18
Yaş
38
Konum
SAKARYA
Web sitesi
www.bilgilendim.com
#1

Endişe: Yerinde duramama, uyumakta güçlük, kalp atışlarının hızlanması, mide rahatsızlıkları, çarpıntılar ve kasların gerilmesidir.

Panik Atak: Nefes tıkanıklığı, kalp çarpıntısı, göğüs ağrıları, boğulma hissi, titreme, baygınlık ve krizlerin aniden gelmesidir.

Fobiler: Belli bir duruma ya da nesneye karşı duyulan, mantıklı bir açıklaması olmayan korkudur: Hayvanlardan, yüksekten, uçağa binmekten, kapalı alanda kalmaktan vs.

Depresyon: Üzüntü ve ızdırap duygusu, umutsuzluğa kapılmak, uykusuzluk, kişinin kendi gözündeki değerinin azalması ve bu nedenlerle fiziksel sağlığın da bozulmasıdır.

Mani: Depresyonun tam tersi bir durumdur. Sürekli uyanıklık ve yorulmak bilmez bir hareketlilik; birdenbire kızgınlığa dönüşebilen aşırı iyilik hali; uyku ihtiyacının azalması veya günlerce uykusuz kalma; kendini aşırı beğenme ve kendine aşırı güvenme genelde bu hastalık için tipiktir.

Şizofreni: Düşünme ve algılama bozukluklarına yol açan bir grup hastalığa verilen genel isimdir.

Belirtileri: Diğer insanların görmediği şeyleri görmek, başkalarının duymadığı bazı sesler duymak, bazen de birçok sesin kendisi hakkında tartıştığını duymak, düşünce ve hareketlerinin dışarıdan kontrol edildiğine inanmaktır. Bilim adamları bu hastalığın genetik olduğuna karar vermişlerdir. Ancak hastalarda herhangi bir yapısal veya biyokimyasal beyin bozukluğuna rastlanmamıştır.

Ruhî hastalıkların sebebi modern dünyada çok az anlaşılmaktadır. Ancak Kur’ân-ı-Kerim’de gayet açık bir şekilde anlatılır: “Kim Rahman’ı anmaktan yüz çevirirse, biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık o ona arkadaştır” (Zuhruf Suresi, 36).

Bu arkadaşlıktan” kurtulmak için, doğal tıbbi tedaviye ve manevi tedaviye sıkı sarılmaktan başka yol yoktur. Devamlı abdestli olmak, ibadetleri düzeltmek, çok Kur’an-ı Kerim okumak ve Allah’ı devamlı teşbih etmek gerekir.

Her gün, yarısı sabah namazından önce, yarısı da ikindiden sonra olmak üzere sırayı bozmadan: Fatiha-i Şerif, Bakara Suresi’nin ilk 5 ayeti ve 163-164. Ayetleri, Ayet-el-Kürsi ve Amenerrasulü, Yasin-i Şerif, Saffat, Rahman, Vakıa, Mülk, Kafirun, İhlas, Felak ve Nas Surelerini okumak gerekir. Tedavinin başlangıcında Kur’ân-ı Kerimi bir hoca veya yakınlardan birisi okuyabilir, fakat birinci açlıktan başlayarak hasta muhakkak kendisi okumalıdır. İnsanın yemek yiyenlere bakarak karnını doyuramadığı gibi Kur’ân-ı Kerimi kendisi okumayan da korunamaz.

Sad Suresi’nin 41’inci Ayet’inin yarısı (Rabbi inni’den başlayarak), Mü’minun Suresi’nin 97- 98’inci Ayetleri, Saffat Suresi’nin 7’nci Ayeti devamlı tespih edilmelidir. Bu üç ayet de dua ayetidir.

Hz. Enes (r.a.)’dan rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte “Cinnilerin azılılarına Bakara suresindeki şu ayetlerden daha güçlü tesir eden bir şey yoktur: Ve ilahüküm ilahün vahidün’den itibaren iki ayet (163-164)” buyuruluyor. Bu ayetleri ezberlemek ve yukarıdaki dua ayetlerini günde en az 300 defa tesbih etmek çok etkilidir. Yatarken, gezerken, iş yaparken de tesbih edilebilir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Vesvese şeytanın tohumudur. Tarlası tokların karnıdır. Toklukta vaki olan vesveseler kuvvetli ve artıcı olur. Vesvese ateşi açlıkla söner. Mecnun aç kalınca, deliliği kalmaz, akıllı olur”, buyurmuşlardır.

Bir ay boyunca her Pazartesi ve Perşembe 1 günlük açlık yapılmalıdır. Bu hastalar için, açlıkta devamlılık fevkalade önemlidir. Bir ay bittikten sonra hasta 3 gün açlık yapmalı, 4. gün akşamı karaciğer temizlemesi yapmalıdır. (“Karaciğer Temizlemesi 3. Gün” bölümüne bakınız.)
Karaciğer temizlendikten sonra ilk günlerde ılıktan başlanarak, alışınca buz gibi soğuk suyla hergün gusül abdesti alınmalıdır. Duş yerine kovadan su dökülerek gusül alınması çok daha etkilidir. Hadis-i Şerif’te, “Cin ateşten yaratılmıştır, su onu söndürür”, buyurulmuştur.

Ayrıca;

3 günlük açlıklar 7 gün arayla 14 defa yapılır. 7. ve 14. açlıktan sonra karaciğer temizlemesi tekrarlanır. (‘Karaciğer Temizlemesi 3. Gün’ bölümüne bakınız.)

3 günlük açlıklar bittikten sonra her Pazartesi 1 günlük ve her hicrî ayın 13,14, 15. günleri 3 günlük açlık yapmaya devam edilir.

Açlıkların arasındaki günlerde meyve, bilhassa üzüm ve incir, çiğ sebze bilhassa yeşil yapraklı sebzeler, zencefil çayı, doğal bal ve doğal zeytinyağına ağırlık verilir. Bunlar, Kur‘ân-ı Kerim’de ismi geçen ve büyük manevi etkisi olan yiyeceklerdir.

Mümkün olduğu kadar az yemek yenir.

Aroma ve katkı maddesi içeren ürünler, hazır yiyecek ve içecekler, hiçbir deterjan, kozmetik ve vücut bakım ütünü kesinlikle kullanılmamalıdır.

3 ölçü arslankuynığu otu + 3 ölçü alıç + 2 ölçü oğulotu + 2 ölçü kediotu kökü ince ince kıyılır, bir bardak kaynar suyla karıştırılır ve 5-10 dakika demlendikten sonra süzülüp günde üç defa içilir. Korku, gerginlik, uykusuzluk ve huysuzluğu azaltır.

Ruh hastaları açlıkla birlikte muhakkak hacamat yaptırmaya başlamalıdır. Çünkü “arkadaşlarını” sadece hacamatla ve Kur’ân-ı Kerim okumakla kontrol edebilirler.

Hacamat Tedavisi:

Omuzlar, kafa arkası, iki taraftan kulaklarla-ense çukuru arası, kürek kemikleri arası ve altı, bel ve kuyruk sokumu, dizler, tekrar kafa hacamatları sırayla yaptırılmalıdır. Kafa, kürek kemikleri arası ve altı hacamatlarını birkaç defa tekrarlamak gerekir.

İlk 2 hafta her Pazartesi ve Perşembe, sonraki 3 hafta her Pazartesi veya Perşembe, sonra 3 ayda bir hacamat yaptırılmalıdır. Kanda gaz, balgam ve pis koku kalmamalıdır.

Hacamatlar tamamlandıktan 5 hafta sonra sülük tedavisine başlanır.

Sülük Tedavisi:

Kulaklar arkası, kulaklar altı ve ense çukuru altına;
Şakaklar, üst diş etleri ve burun deliklerine;
Makada;
Ayaklara olmak üzere toplam 4 defa ve her bir bölgeye 2-3 hafta ara ile 11’er tane sülük konur.

Ruhsal hastalıklardan kurtulmak için Allah’a yaklaşmaktan başka bir yol yoktur. Bazen iyileşme çok kısa zamanda ve kolayca gerçekleşir. İyileşen insan hastalıktan güçlü ve bilge bir insan olarak çıkar.

Bazıları tedaviden sonra kendilerini daha iyi hissederler ancak zaman zaman eski hallerine benzeyen haller yaşarlar.

“Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”
Nahl Sûresi 99- 10